27 Ağustos 2009 Perşembe

Ne Zaman Geleceksin ?

Dışarıda minik pamuk parçaları gibi lapa lapa kar yağıyordu. Bahçeler, zaten tek tük kalmış çam ağaçları ve isli bacalarıyla çatılar çoktan o beyaz yorganlarına sımsıkı sarılmışlardı. Bir iki dal, yorgunluktan olmalı, üzerlerindeki karı bir çırpıda atıp kaldırıma serpti. Dışarısı çok soğuk diye düşündüm fakat, bu bembeyaz sabahı seyrederken yüreğim sıcacık olmuştu. Belki biraz ısınmak için iki karga havalandı. Saat sabahın altısı ve seni koskoca bir özlem geçiyordu. Pencereyi hafifçe araladım. Tertemiz kar havası ciğerlerimi yakıyordu. Ipıssız, bembeyaz kadife bir örtü, bir kartpostal resmi gibi seni bana çağırıyordu. Gelmeyeceğini bile bile bana aynı soruyu sordurtuyordu...

Hiç yorum yok: